Çarşamba 13 Mayıs 2026 - 21:05
Ayetullah Arafi'den Üçüncü Dayatılan Savaş'ın 12. Haftasında Stratejik Bildiri / Hürmüz Boğazı'ndan Geri Çekilmek, İran'ın Ekonomisi ve Güvenliğinin Anahtarını Düşmana Vermek Demektir

Havza / İlim Havzaları Müdürü, Üçüncü Dayatılan Savaş konusunda önemli uyarılarda bulunarak yetkililer, halk, talebeler ve din adamlarına düşen görevleri dile getirdi. Talebelerin cihad-i tebyin konusunda görevlerini maddeler halinde sıralayan Ayetullah Arafi Hürmüz Boğazı konusunun önemine vurgu yaptı.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi'nin üçüncü dayatılan savaşın on ikinci haftasının başlangıcındaki analitik ve stratejik bildirisinin tam metni şu şekildedir:

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

"Rabbimiz Allah'tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara melekler inerler ve derler ki: 'Korkmayın, üzülmeyin, size vadedilen cennetle sevinin.'" (Fussilet suresi, 30)

Üçüncü dayatılan savaşın on ikinci haftasına, müstekbir ve çocuk katili Amerikan-Siyonist düşmanın askeri ve diplomatik alandaki başarısızlığının ve deniz ablukası yoluyla Hürmüz Boğazı'nı açma çabasındaki yenilgisinin ardından "Özgürlük Projesi" operasyonunu başlatmasıyla giriyoruz. Ancak Allah'ın gücü ve kudretiyle, daha en başından askeri güçlerimizin sert ve ezici darbeleriyle geri çekilmek zorunda kaldılar. Şu anda Hürmüz Boğazı'nın yönetimi, bu operasyondan önce olduğu gibi, İran'ın gayretli, cesur ve fedakâr ordu ve Devrim Muhafızlarının güçlü ellerindedir.
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, aslında Batı dünyasının ve Amerika'nın ekonomik şah damarının kesilmesidir ve Amerika'nın bu boğazı açma çabaları sonuçsuz kalmaya devam etmektedir. Bu koşullar altında cani Trump'ın önünde üç yoldan başka seçenek yoktur:

Ya İran'ın tüm şartlarını kabul edip bu savaştaki yenilgisini ilan edecektir ki bu, Trump'ın yok oluşu ve Amerika'nın dünyadaki süper güç konumunu kaybetmesi anlamına gelir.

Ya diplomasi ve müzakere masasında çeşitli taktiklerle tavizler koparmaya çalışacaktır.

Ya da askeri operasyonlar düzenleyip İran'ın bazı altyapılarını vurarak, iç ve dış muhalif grupları harekete geçirip darbeler indirerek savaşın bittiğini ilan edecek ve karmaşık, geniş çaplı bir medya operasyonuyla zafer anlatısını zihinlere yerleştirip kendini bu bataklıktan kurtarmaya çalışacaktır.

Hiç şüphe yok ki İran halkı, yetkilileri, askerleri ve direniş ekseni, Yüce Rehber Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney'in (Allah bereketini daim etsin) hidayetleriyle, birlik ve beraberlik içinde cihat ve direnişlerine devam etmekte, gelecekteki tüm olasılıklara karşı hazır bulunmaktadır. Allah'a tevekkül edip O'nun yardımıyla düşmanın hileleri boşa çıkarılacaktır.
Birkaç gün içinde o uğursuz hedeflerine ulaşabileceğini zanneden Amerikan-Siyonist düşman, bu savaşın üzerinden on hafta geçmesine rağmen bırakın bu hedeflere ulaşmayı; İran'ın "aktif caydırıcılık" stratejisinin derinliklerinde devasa bir bataklığa saplanmış durumdadır ve şimdi hayretler içinde İran'ın tarihi cihadını, direnişini ve gurur verici zaferini izlemektedir.
İran milletinin, yetkililerinin ve bu toprakların gayretli silahlı kuvvetlerinin eşsiz ve onurlu birliği, beraberliği, cihadı ve direnişi gibi büyük bir nimet için Yüce Allah'a şükrediyoruz.
Bu nurlu yola devam etmek ve bu büyük nimetin fiili şükrünü eda etmek için; geçmiş savaşlarda ve bu savaş boyunca her zaman istikbar cephesine karşı mücadelenin ön saflarında yer alan değerli din adamlarının, havza, tebliğ ve kültür kurumlarının, havza, üniversite ve kültür camiasının seçkin ve aydın kesiminin, bundan sonra da daha önceki tüm analiz ve tavsiyelere ek olarak, aşağıdaki stratejileri göz önünde bulundurarak sahada varlık göstermeleri ve "Aydınlatma Cihadını" (Cihad-ı Tebyin) sürdürüp güçlendirmeleri gerekmektedir:

1. Aydınlatma Cihadı ile Halka Umut Aşılamak, Birliği, Cihat ve Direniş İradesini Güçlendirmek

Amerikan-Siyonist düşman, İran'a "kademeli bir geri çekilmeyi" dayatmanın peşindedir; önce askeri savaş alanında, sonra diplomaside, ardından ekonomide ve nihayetinde inanç ve iradelerde.
Kâfirlere bir adım bile olsa taviz vermek ve onlara itaat etmek, çöküşün ve yenilginin başlangıcıdır ve Kur'an-ı Kerim'in açık emrine aykırıdır. Nitekim Allah, Peygamberine şöyle emreder:

"Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafıklara itaat etme." (Ahzâb suresi, 1).


Bu durum ayrıca, Şehit İmamımızın, "O halde kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'an ile) onlara karşı büyük bir cihat et." (Furkan suresi, 52) ayetine atıfta bulunarak "Büyük Cihat" başlığı altında defalarca hatırlattığı tavsiyesine de aykırıdır.
Kur'an-ı Kerim; bilgisizlik, korku, sızma veya ilahi vaatlere inanmama nedeniyle ortaya çıkan teslimiyetçi fısıltılara, zayıflık konumundan pazarlık yapmaya veya düşmanın isteklerine boyun eğmeye karşı şöyle buyurur:


"Gevşemeyin, sizler daha üstün olduğunuz halde barışa (zillet dolu bir barışa) çağırmayın." (Muhammed suresi, 35).

Allah, Âl-i İmrân Suresi'nin 146. ayetinde müminlere tarih boyunca kalıcı olacak bir direniş dersi vermiştir:

"Nice peygamberler vardı ki, beraberlerinde birçok Allah erleri savaştı da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, zaafa düşmediler ve boyun eğmediler..."

Bu üç özellik (gevşeklik, zaaf ve boyun eğme), bugün düşmanın tam olarak milletin saflarında oluşturmak istediği şeylerdir. Düşman, psikolojik baskıyla bizi yormaya, yaptırımlarla güçsüzleştirmeye ve askeri saldırı tehdidiyle "teslimiyete, zillete ve uzlaşmaya" sürüklemeye çalışmaktadır. Oysa Kur'an-ı Kerim kesin ve istisnasız bir hüküm vermiştir:


"Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) inanıyorsanız en üstün olan sizsiniz." (Âl-i İmrân suresi, 139).


Şunu unutmamak gerekir ki, bu savaşta düşman bizden daha fazla zarar görmüştür. Üstelik düşmanın ilahi yardıma dair hiçbir umudu yoktur, oysa müminlere ilahi yardım vadedilmiştir. Kur'an bu konuda şöyle buyurur: 


"Düşman topluluğunu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah'tan onların ummadıkları şeyleri umuyorsunuz. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisâ suresi, 104).

Haberlere ve raporlara göre, şu anda Batı'da ve özellikle Amerika'da, Amerikan toplumunun siyasetçilerini ve savaş çığırtkanlarını baskı ve darlık altında bırakan ağır bir ekonomik baskı bulunmaktadır. Dolayısıyla hangi taraf daha az dayanıklılık gösterirse, bu meydanın kaybedeni o olacaktır.
Tüm Havza talebeleri ve din adamları, tüm güçlerini aydınlatma cihadı ile umut aşılamaya, milletin birliğini, cihat ve direniş iradesini güçlendirmeye adamalıdırlar. Düşmanın şüphe yaratarak, tehdit ederek ve ekonomik baskı uygulayarak milletimizin iradesini zayıflatmak istediği bir savaşta, siz peygamberlerin varisleri, Kur'an ayetlerine tutunarak ve aydınlatma cihadı ile düşmanın hilesini boşa çıkarmalı ve müminlerin saflarını sağlamlaştırmalısınız.

2. İzzetli ve Akılcı Diplomasinin Açıklanması, Talep Edilmesi ve İslâmî/İnkılabî Diplomasinin Derinleştirilip Geliştirilmesi

İkinci strateji, onurlu bir diplomasinin açıklanması ve bunun halk tarafından talep edilmesidir. Düşmanın "aldatıcı ateşkes" komplosuna karşı uyanık olmak şarttır. Amerika ve işbirlikçileri, sahada geçirdikleri yaklaşık 80 günlük başarısızlığın ardından savaşı müzakere odasına çekmeye çalışacak ve askeri operasyonlarla elde edemediklerini, müzakere masasında renkli ve yalan vaatlerle elde etmeye çabalayacaklardır.
Şu unutulmamalıdır ki, mevcut koşullarda her türlü diplomasi iki temel direğe dayanmalıdır:
 1. Otorite (Güç)
 2. Sahadaki kazanımların kalıcı hale getirilmesi.
Bu kazanımların en önemlisi, Hürmüz Boğazı'nın İran silahlı kuvvetleri tarafından korunması ve tam kontrolünün sağlanmasıdır. Hürmüz Boğazı sadece uluslararası bir su yolu değil, ulusal güvenliğimizin şah damarı ve stratejik kırmızı çizgimizdir. Bu noktada herhangi bir geri çekilme, İran'ın ekonomisinin ve güvenliğinin anahtarını düşmana teslim etmekle eşdeğerdir.
Şu açıkça ilan edilmelidir ki: Hürmüz Boğazı, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin mutlak egemenliği ve yönetimi altında kalacaktır ve hiçbir yabancı makamın ya da aldatıcı bir anlaşmanın bu kırmızı çizgiyi aşma hakkı yoktur.
Amerika'nın beceriksiz başkanı, en son umutsuz çabasında, Hürmüz Boğazı'nı askeri güç ve zor kullanarak açmak ve İran silahlı kuvvetlerinin bu boğaz üzerindeki yönetimini engellemek için "Özgürlük Planı" adı altında bir proje ilan etmiş, ancak 48 saat geçmeden utanç verici ve zillet dolu bir yenilgiyle geri adım atmak zorunda kalmıştır. Bazı Amerikan medyasının da ifade ettiği gibi bu umutsuz çaba, dünyanın en önemli deniz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda yeni bir gerçekliği dayatma konusunda Amerika'nın sınırlarını ve zayıflıklarını gözler önüne sermektedir; bu nedenle İran'ın bu stratejik kapasitesi en üst düzeyde korunmalıdır.
Halk, değerli havza talebeleri ve din adamları şu gerçeği yüksek ve net bir sesle haykırmalıdır:

Düşman baskısı karşısında geri çekilmek, çöküşün ve birbirini izleyen mükerrer geri çekilmelerin başlangıcı olacaktır. İran milletinin onuru, izzeti ve şerefi, onun dayatılmış bir barışı kabul etmesini ve tehdit ve hakaret baskısı altında teslim olmasını engeller.

İslam İnkılabı Rehberi'nin de mesajlarında talep ettiği gibi Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve kontrolü konusunda taviz vermemek, düşmanın aşırı isteklerine karşı sağlam bir settir.

Sahadaki kazanımlarımızı görmezden gelen veya İran'ın savunma yapısını değiştirmeyi amaçlayan hiçbir müzakere kabul edilemez. Diplomasimiz onurlu ve akıllıca olmalıdır; onur ise ancak Şehit İmam'ın ve bu toprakların gençlerinin kanlarıyla güvence altına alınan şeylerin kalıcı hale getirilmesiyle mümkündür.
Akılcı ve çözüm odaklı bir diplomasinin gerekliliği vurgulanırken ve sorumlu kurumlara teşekkür edilirken; uluslararası ilişkilerin geliştirilmesinin, İslam İnkılabı'nın dostları ile müttefik devletlerden oluşan bir ağ kurulmasının, ayrıca kamu ve kültür diplomasisinin yaygınlaştırılarak İslam İnkılabı'nın sonsuz potansiyellerinin harekete geçirilmesinin zorunluluğunun altı çizilmektedir.

3. Ülkenin Ekonomik Durumunun ve Halkın Geçiminin İyileştirilmesine Yardımcı Olmak

Şu anda ülke çeşitli ekonomik sorunlarla karşı karşıyadır ve dizginlenemeyen enflasyon, toplumun orta ve alt kesimleri için hayatı zorlaştırmıştır. Bu istenmeyen ekonomik durumun üç nedeni vardır:
 
Birinci neden: Kapitalist ekonomik anlayışla harmanlanıp uygulamaya konan politikalar ve diğer bazı eksikliklerdir; bunlar ülkedeki sorunların ve krizlerin kaynağı olmuştur.

İkinci neden: Düşman ve onun ülkeye dayattığı zalimce yaptırımlar ile topyekûn savaştır.
 
Üçüncü neden: Stokçuluk ve fahiş fiyat uygulamalarıyla düşmanın hedeflerine ulaşmasına yardımcı olan içerideki dünyaperestler ve fırsatçılardır.

Düşman, dayatılan bu hibrit savaşta, halka geçim baskısı uygulayarak ve hayat pahalılığını artırarak, kendi aşırı istekleri karşısında bir uzlaşma ve teslimiyeti teorileştirmeye ve yetkililerin hesaplarını değiştirerek savaşla ulaşamadığı hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır.
Bu durumda din adamlarının altı önemli görevi vardır:

Ekonomik cihat kültürünü açıklamak ve yaygınlaştırmak: Bugün cihadın asıl cephesi ekonomik cihattır; bu da üretimi artırmak için yüksek verimlilikle, fazladan çalışıp çabalamakla gerçekleşir.

Sabır, direniş ve umut aşılamayı tavsiye etmek: Halka, Allah'ın yardımının zorluklar ve sıkıntılar karşısında mümince bir sabır ve direnişe bağlı olduğu, bunun değişmez bir ilahi sünnet olduğu hatırlatılmalıdır:


"Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah suresi, 5)


"Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez." (Âl-i İmrân suresi, 120).


Allah Resulü (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Sabır, ferahlığın (kurtuluşun) anahtarıdır."

İsrafı önlemeyi ve tüketimde kanaati tavsiye etmek: Savaş koşullarında israf ve savurganlık mümine yakışmaz. İsraftan kaçınmanın, sade yaşamanın ve yerli üretimi destekleyip kullanmanın, düşmanın ekonomik savaşına karşı bir yıpratma operasyonu olduğu ve onun komplolarını etkisiz hale getirdiği kesin bir dille vurgulanmalıdır. Herkes, nizâm yetkililerinin ve program yürütücülerinin, başta enerji, su, elektrik ve doğalgaz olmak üzere tasarruf konusundaki tavsiyelerini hayata geçirmelidir.

Ekonomik fesatçıları, stokçuları ve fahiş fiyatla mal satanları tespit etmek için kamu denetimini tavsiye etmek: Fahiş fiyata, stokçuluğa ve ekonomik yolsuzluğa karşı sessiz kalmak caiz değildir. Havza talebeleri halktan uyanık olmalarını ve bu zor koşullarda ekonomik fesatçıları, stokçuları ve fırsatçıları tespit etmeleri için yetkililere yardımcı olmalarını istemelidir.

Direniş ekonomisinin uygulanması için genel bir talep oluşturmak: Yüce Rehber tarafından bu yılın "Milli Birlik ve Milli Güvenlik Gölgesinde Direniş Ekonomisi" yılı olarak adlandırılması göz önüne alındığında, saygıdeğer din adamlarının direniş ekonomisinin uygulanmasını, ilkeler temelinde ve direniş ekonomisi hedefleri doğrultusunda politika üretilmesini sağlaması gerekir. Kapitalist ekonominin ve normal şartlardaki ekonominin uygulanmasından kaçınılması ve ekonomik fesatçılarla ciddi bir şekilde mücadele edilmesi, hükümet, meclis ve yargıdaki ekonomi yöneticilerinden beklenen genel bir talebe dönüştürülmelidir. Yetkililerden, ekonomi politikalarını adalete, zayıf kesimlerin desteklenmesine, milli paranın değerinin artırılmasına ve pahalılık, stokçuluk ve enflasyonla mücadeleye yönlendirmeleri istenmelidir.

Yardımlaşma ve dayanışmayı yaygınlaştırmak: Şehit İmamımız çeşitli beyanlarında, keza İslam İnkılabı Rehberi de son mesajlarında, halkın farklı kesimleri arasındaki genel ve kapsayıcı yardımlaşma ve dayanışma hareketinin, geçim sıkıntılarının çözülmesinde ve halkın acı ve dertlerinin hafifletilmesinde önemli bir ilke olduğunu belirtmişlerdir. İçinde bulunduğumuz bu zorlu süreçte din adamlarının dayanışma ve yardımlaşma hareketini her zamankinden daha fazla yaygınlaştırmaları gerekmektedir.

4. Kültürel Meselelere Önem Vermek ve Kültürel Yumuşak Savaşta Ciddiyet, Dirayet ve Tedbirli Olmak

Amerikan ve Siyonist düşman, İnkılap Rehberi'ne yönelik suikast, komutanların ve masum sivillerin şehit edilmesiyle İran toplumunun içeriden çökeceğini ve nizâmın dağılacağını düşünüyordu. Ancak gerçekte olan şey, halkın çeşitli kesimleri arasındaki birliğin mucizesiydi. Öyle ki İslam İnkılabı Rehberi mesajında, yokluk ve toplumun imamının şehadet günlerinde halkı haklı bir halef ve rehberliğin vekili olarak tanıttı. Dolayısıyla, kindar düşmanın bu kıyamet silahına ve stratejik unsura, yani ulusal birlik ve beraberliğe darbe vurmaya ve onu yok etmeye çalışacağı çok açıktır.
Düşmanın ahtapot gibi saran medya ağının odaklandığı unsurlardan biri de, başörtüsü de dâhil olmak üzere çeşitli bahanelerle toplumda kutuplaşma yaratmaktır. Elbette Şehit Rehberimizin defalarca ifade ettiği gibi başörtüsü dini bir vacip ve zorunluluktur, terki ise şer'i ve siyasi açıdan haramdır. İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak farzı da şer'i şartlarıyla birlikte en önemli farzlardandır ve dünya ile ahiret saadetinin teminatıdır.
Bu nedenle halka, kültür yetkililerine, talebelere ve değerli din adamlarına kesin tavsiyemiz, bu eşsiz fırsatı aydınlatma cihadı, sevgi ve saygıyla kızlardan ve kadınlardan oluşan bu kesimi kazanmak için kullanmalarıdır. Başörtüsü ve iffet alanında değerli ve etkili içerikler üretmek, cephe gerisindeki mücahit anneler/kızlar ve savaş meydanındaki başörtülü şehitler gibi başörtülü kahramanları ön plana çıkarmak gibi dolaylı yöntemler kullanılmalı, ayrıca çeşitli yapıcı ve birleştirici sözlü uyarı yöntemleriyle toplumun sosyal sahnesi ve kültürel alanı yönlendirilmelidir. Bu meselenin sokak aralarında gergin tartışmalara, ayrılıklara ve sosyal uçurumlara neden olmasına, düşman medyasına malzeme verilmesine ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma ilkesinin terk edilmesine dönüşmesine izin verilmemelidir.

5. Halkın ve Yetkililerin Kapsamlı Cihadının Vurgulanması

Ateşkes ve savaş sonrası dönemde, yıkımların yeniden inşası ve onarılması, ülkenin kalkındırılması, ilerletilmesi ve sorunların üstesinden gelinmesi için seferberlik ve cihat ruhuyla genel bir kararlılık gereklidir. Bu nedenle; halkın, yetkililerin ve önde gelenlerin ekonomi, sanayi, tarım, bilim, teknoloji, askeriye, güvenlik, savunma sanayii, sivil savunma ve diğer alanlardaki kapsamlı ve cansiperane cihadı, hem dini hem de milli bir görevdir. Bilimsel ve kültürel kurumlar, İslami ilimler havzaları ve yüce cumhurbaşkanlığı makamı bu cihat için planlama yapmalı, eşlik etmeli, işbirliğini gözetmeli, talepte bulunmalıdır.

6. Mehdeviyet ve İntizar Kültürünün Geliştirilmesi ve Velayetin Yüce Güneşinin (a.f.) Zuhuruna Hazırlık

Bugün küresel istikbara, özellikle de cani Amerika'ya karşı cihat ve direniş, salt taktiksel bir strateji değil, aynı zamanda Vaat Edilen Hz. Mehdi'nin (Allah onun zuhurunu hızlandırsın) "zuhur öncesi medeniyetine" ulaşma yolunda bir etken, "Allah, içinizden iman edip salih ameller işleyenlere, onları yeryüzünde kesinlikle halife yapacağını vadetmiştir..." şeklindeki ilahi vaadin gerçekleşmesi için zemin hazırlama ve Hz. Mehdi'nin (a.f.) küresel hükümeti için bir hazırlık idmanıdır.
Bugün Amerika, ahir zaman tağutunun ve modern Süfyani'nin ta kendisidir. Ona karşı cihat ve direniş, zamanın deccalinin yardımcılarına ve yandaşlarına karşı savaşmak, zuhurdan önce Kaim'in (a.f.) yardımcılarının safında durmak, o yardımcıların en belirgin özellikleri olan cesaret, ihlas ve rehbere itaat provası yapmaktır. İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Kim bizim Kaimimiz için bir okla dahi olsa kendini hazırlarsa, tıpkı onun safında kılıç sallamış kimse gibidir."
Tüm mücahit talebelerden ve din adamlarından beklenen, bugün cihat ve direniş cephesinde sahada yer alarak Mehdeviyet ve intizar kültürünü geliştirmeleri ve şu gerçeği açıklamalarıdır: Bugünkü savaşımız küfre, nifaka, tağuta ve adaletsizliğe karşı bir savaştır. Cihat, direniş ve bu savaştaki zaferle zuhurun zeminleri hazırlanacaktır. Bu kutsal cihatta herhangi bir gevşeklik ve ihmal gösterilmesi veya hak cephesinin yenilgiye uğraması durumunda, geriye düşülecek ve Mehdeviyet ideallerinin gerçekleşmesi ile Mehdevi zuhurdan uzaklaşılacaktır.
İran halkının ve İslam ümmetinin, velayetin yüce güneşinin zuhuru için zemin hazırlama onurunu elde etmesi ve O Hazretin safında cihat etme başarısına ulaşması ümidiyle...

Yardım ancak Aziz ve Hakîm olan Allah'tandır.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha